BAĞIMSIZ · KAYNAKLI · REKLAMSIZ3 EYLÜL 2026 · DİJİTAL BASKI
Japonya Türk PostasıTOKYO · OSAKA
TÜRKİYE HATTI

Japonya'daki Türk toplumunun bağımsız gazetesi.

Tarih ve Arşiv

1924 Dostluk Antlaşması: Türkiye ile Japonya Arasındaki Resmî İlişkinin Kuruluşu

Türkiye Cumhuriyeti ile Japonya arasındaki diplomatik ilişkinin 1924'te nasıl kurulduğu, ilk elçilikler ve yüzüncü yılın araştırmacılar için açtığı sorular.

Japonya Türk Postası Haber Merkeziİnceleme: Oca 2026
1924 dostluk antlaşması dosyası için üretilen geleneksel Japon deseni kapak görseli
1924 dostluk antlaşması dosyası için üretilen geleneksel Japon deseni kapak görseli · Japonya Türk Postası deseni

Türkiye ile Japonya arasındaki ilişkinin popüler anlatısı 1890’daki Ertuğrul faciasıyla başlar. Resmî ilişki ise otuz dört yıl sonra, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasının ardından imzalanan dostluk antlaşmasıyla kuruldu. Bu ayrımı bilmek yalnızca bir tarih ayrıntısı değildir; iki ülke arasındaki bağın hangi zeminde kurulduğunu ve hangi dönemde neyin mümkün olduğunu anlamayı sağlar.

Bu dosya, resmî ilişkinin kuruluş çerçevesini, ilk temsilcilik yıllarını ve yüzüncü yıl vesilesiyle yeniden açılan araştırma başlıklarını özetliyor. Belge düzeyinde çalışacak okur için hangi arşivin nereye baktığını da not ediyoruz.

Antlaşma öncesi zemin

Osmanlı Devleti ile Japonya arasında on dokuzuncu yüzyıl boyunca karşılıklı ilgi vardı ama karşılıklı elçilik yoktu. İki taraf da o dönemde Batılı devletlerle imzalanmış eşitsiz antlaşmaların baskısı altındaydı ve birbirleriyle kuracakları ilişkinin hukuki çerçevesi konusunda uzun süren bir belirsizlik yaşadılar. Japonya’nın 1905’teki askerî başarısı Osmanlı basınında geniş yer buldu ve Japonya, modernleşmesini kendi kurumlarını koruyarak yapabilmiş bir örnek olarak tartışıldı. Bu ilgi, kurumsal bir ilişkiye dönüşmeden Birinci Dünya Savaşı’na girildi.

Savaşın ardından her iki ülkede de köklü değişim yaşandı. Türkiye’de Cumhuriyet kuruldu ve Lozan’da yeni devletin uluslararası konumu tanımlandı. Japonya ise Milletler Cemiyeti’nin kurucu üyelerinden biriydi ve bölgedeki diplomatik ağını genişletiyordu. İki yeni konumun kesişmesi, 1924’te imzalanan dostluk antlaşmasının zeminini oluşturdu.

1924 ve sonrası

Türkiye Cumhuriyeti ile Japonya arasındaki diplomatik ilişki 1924’te kuruldu; iki ülke bunu takip eden dönemde karşılıklı temsilcilik açtı. Ankara’daki ve Tokyo’daki ilk misyonlar küçük kadrolarla çalıştı. İlk yıllarda ticaret hacmi sınırlıydı ve ilişkinin ağırlığı büyük ölçüde kültürel ve protokol düzeyinde kaldı. Buna karşılık bu dönem, iki ülke arasında düzenli resmî yazışmanın başladığı ve arşiv kaydının süreklilik kazandığı dönemdir; bugün araştırma yapılabilmesinin nedeni de budur.

İkinci Dünya Savaşı yılları ilişkiyi kesintiye uğrattı. Savaş sonrasında ilişki yeniden kuruldu ve 1950’lerden itibaren ekonomik iş birliği kademeli olarak arttı. 1980’lerden sonra Japon müteahhitlik ve mühendislik firmalarının Türkiye’deki büyük altyapı projelerine katılması, ilişkinin en görünür boyutu hâline geldi. Bu boyutu ayrı bir dosyada, Türkiye’deki büyük köprü ve tünel projelerinde Japon mühendisliği başlığı altında ele alıyoruz.

Yüzüncü yılın açtığı sorular

İlişkinin yüzüncü yılı, iki ülkede de kapsamlı anma programlarına vesile oldu. Bu tür yıl dönümlerinin araştırma açısından iki etkisi olur. Olumlu tarafı, arşivlerin taranması, sergi hazırlanması ve yayın yapılması için kaynak ayrılmasıdır. Riskli tarafı ise anma dilinin tarihsel karmaşıklığı düzleştirmesidir.

Ciddi bir okurun ayırt etmesi gereken birkaç nokta var. Birincisi, “kesintisiz dostluk” ifadesi kolaycıdır; ilişkinin savaş yıllarında kesintiye uğradığı ve sonraki dönemde yeniden kurulduğu açıktır. İkincisi, iki toplum arasındaki gündelik temasın hacmi uzun süre çok sınırlı kalmıştır; bugünkü yoğunluk yakın dönemin ürünüdür. Üçüncüsü, ilişkinin ekonomik ve teknik boyutu ile sembolik boyutu farklı hızlarda gelişmiştir ve bunları birbirine karıştırmamak gerekir.

Belgeye nasıl inilir

Japon tarafında Asya Tarihi Belgeleri Merkezi, Dışişleri Bakanlığı ve diğer kurumların savaş öncesi dönem belgelerini dijital olarak sunar. Arama Japonca yapılır; ülke adının dönemsel yazımlarını denemek gerekir çünkü belge kataloglarında kullanılan terimler zaman içinde değişmiştir. Japonya Dışişleri Bakanlığı’nın ülke masası sayfası ise güncel ilişkinin resmî çerçevesini ve kronolojisini verir.

Türkiye tarafında Dışişleri Bakanlığı’nın ilişkiler sayfası aynı işlevi görür. İki resmî kronolojiyi yan yana okumak yararlıdır; vurgular ve seçilen dönüm noktaları her zaman aynı değildir. Bu fark bir hata değil, iki devletin kendi tarih anlatısını nasıl kurduğunun göstergesidir ve başlı başına incelenmeye değer.

Japonya’da yaşayan okur için pratik bir not: resmî ilişkinin kuruluş tarihi, vize, oturum ve karşılıklılık esasına dayanan bazı idari uygulamaların tarihsel arka planını anlamaya da yardımcı olur. Günlük işlemlerinizde geçerli olan güncel kuralı ise her zaman oturum süresi uzatma dosyanız gibi güncel rehberlerden ve resmî kurumdan doğrulayın; tarihsel çerçeve idari uygulamanın yerine geçmez.

İlk temsilcilik yıllarında gündelik iş

Kurulan misyonların ilk yıllardaki gündemi bugünkünden çok farklıydı. Vize ve konsolosluk işlemleri sınırlı sayıdaydı; asıl yük, karşılıklı bilgi akışını sağlamak ve ticari temas kurmaktı. Elçilik raporları, bulunulan ülkenin ekonomisi, tarımı, eğitimi ve siyaseti hakkında düzenli notlar içeriyordu. Bu raporlar bugün, iki ülkenin birbirini nasıl gördüğüne dair birinci elden kaynaktır.

Dönemin iletişim koşulları da hesaba katılmalıdır. Telgraf pahalı ve kısıtlıydı, posta haftalar sürüyordu. Bir elçinin yerinde verdiği karar, merkezden onay beklemeden uygulanmak zorunda kalabiliyordu. Bu durum, kişisel inisiyatifin diplomatik sonuçlar üzerindeki ağırlığını artırıyordu ve arşiv belgelerinde bu gerilim açıkça izlenebilir.

Türkiye’den Japonya’ya giden ilk öğrenci ve uzman grupları da bu dönemde şekillendi. Sayılar küçüktü ama etkileri uzun sürdü; dönen kişiler kendi alanlarında Japonya deneyimini aktardı. Aynı akış tersine de işledi ve Japonya’da Türkoloji çalışmaları kurumsallaşmaya başladı.

Savaş yılları ve yeniden kuruluş

İkinci Dünya Savaşı sırasında iki ülkenin konumları farklılaştı ve diplomatik ilişki kesintiye uğradı. Bu kesinti, ilişkinin anlatısında genellikle kısaca geçilir; oysa savaş sonrası dönemin nasıl kurulduğunu anlamak için bu kesintinin koşulları önemlidir.

Savaşın ardından Japonya’nın uluslararası konumu yeniden tanımlandı ve 1950’lerden itibaren dış ilişkiler kademeli olarak normalleşti. Türkiye ile ilişki de bu dönemde yeniden kuruldu. Bu kez zemin farklıydı: iki ülke de savaş sonrası düzenin kurumlarına eklemleniyor, ekonomik kalkınma öncelikli gündem hâline geliyordu.

1960’lardan sonra teknik iş birliği ve kalkınma finansmanı ilişkinin ana ekseni oldu. Bu eksen, sonraki on yıllarda büyük altyapı projelerine dönüştü ve iki ülke arasındaki en görünür bağ hâline geldi. Yani bugünkü ilişkinin biçimi, 1924’ün doğrudan devamı değil, savaş sonrası dönemde yeniden kurulmuş bir yapıdır.

Birincil kaynaklar

Bu yazı genel bilgilendirmedir; kişiye özel göç, hukuk, vergi, yatırım, sigorta, sosyal güvenlik veya sağlık danışmanlığı değildir. Kurallar ve süreler değişebilir; güncel koşulu resmî kurum ve yetkili uzmanla doğrulayın.