Tarih ve Arşiv
2023 Depremleri ve Japonya: Arama Kurtarma Ekiplerinden Uzun Vadeli Derslere
6 Şubat 2023 depremlerinden sonra Japonya'nın gönderdiği ekipler, sağlanan destek ve iki ülkenin ortak deprem gündeminden çıkan uygulanabilir dersler.
6 Şubat 2023’te Kahramanmaraş merkezli iki büyük deprem, on bir ili etkiledi ve Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en ağır afetlerinden biri oldu. Japonya, afetin ilk günlerinde uluslararası acil yardım çerçevesinde ekip gönderdi. Japonya’da yaşayan Türk toplumu için o günler, iki ülke arasındaki bağın en yakından hissedildiği dönemlerden biriydi.
Bu dosya, o dönemde ne yapıldığını, afet sonrası yardımın nasıl işlediğini ve iki ülkenin ortak deprem gündeminden bugüne kalan uygulanabilir dersleri özetliyor. Rakamlar ve kurumsal ayrıntılar için ilgili kurumların kendi yayınlarına bakmak gerekir; burada çerçeve verilmektedir.
İlk 72 saatin mantığı
Enkaz altındaki canlı kurtarma ihtimali ilk günlerde en yüksektir ve zamanla hızla düşer. Uluslararası arama kurtarma ekipleri bu nedenle hazırlık, ulaşım ve saha koordinasyonunu saatler üzerinden planlar. Japonya’nın uluslararası acil yardım sistemi, ekip türlerini önceden tanımlar: arama kurtarma, tıbbi ekip, uzman ekibi ve afet yardım malzemesi.
2023’te Japonya arama kurtarma ekibini afetin hemen ardından bölgeye gönderdi; ardından tıbbi ekip görevlendirildi ve acil yardım malzemesi sevk edildi. Ekipler, Türk yetkililerin belirlediği alanlarda görev yaptı. Uluslararası ekiplerin kendi başına alan seçmesi değil, ev sahibi ülkenin koordinasyonuna uyması standarttır; bu kural, kaynakların dağılmasını önlemek içindir.
Kış koşulları bu afette belirleyiciydi. Soğuk, hem enkaz altındaki hayatta kalma süresini kısaltıyor hem de barınma ihtiyacını acilleştiriyordu. Bu nedenle arama kurtarma aşaması ile barınma aşaması olağandışı biçimde iç içe geçti.
Yardımın ikinci ve üçüncü aşaması
Acil aşamadan sonra gelen dönem daha az görünür ama daha uzundur. Geçici barınma, altyapının onarımı, okulların yeniden açılması ve sağlık hizmetinin sürdürülmesi aylar sürer. Japonya’nın bu aşamalardaki katkısı ağırlıklı olarak malzeme desteği ve teknik iş birliği biçiminde oldu.
Üçüncü aşama yeniden inşadır ve yıllarla ölçülür. Burada asıl soru, yeniden inşa edilen yapıların bir sonraki depremde nasıl davranacağıdır. Japonya’nın kendi deneyimi, yeniden inşanın hız ile güvenlik arasında sürekli bir gerilim içinde ilerlediğini gösterir. Hızlı yapılan yeniden inşa, aynı riski yeniden üretebilir.
Bu gerilim, 1995 Kobe ve 2011 Tōhoku sonrasında Japonya’da açıkça tartışıldı. Kıyı yerleşimlerinin yerinde mi yoksa daha yüksek bir kotta mı yeniden kurulacağı, on yıl süren bir tartışma konusu oldu. Aynı sorular Türkiye’de de gündemdedir ve iki ülkenin deneyim alışverişi bu noktada anlamlıdır.
Karşılıklılık ve dayanışmanın sınırı
Türkiye ile Japonya arasındaki afet dayanışması tek yönlü değildir. Türkiye, Japonya’daki büyük afetlerde de destek göndermiştir. Karşılıklı yardım kayıtları, iki ülkenin resmî ilişki metinlerinde düzenli olarak anılır ve toplum düzeyinde en çok bilinen ilişki başlığıdır.
Yine de dayanışmanın sınırlarını görmek gerekir. Uluslararası yardım, bir ülkenin kendi hazırlık kapasitesinin yerine geçmez. Dışarıdan gelen ekiplerin toplam kurtarma içindeki payı, yerel ekiplerin ve komşuların payına göre her zaman küçüktür. Büyük afetlerde kurtarmanın büyük bölümünü ilk saatlerde bölgedeki insanlar yapar.
Bu, Japonya’nın kendi afet politikasının da temel ilkesidir: kendini koruma, karşılıklı yardım ve kamu yardımı sıralaması. Bu sıralama bir öncelik değil, zaman çizelgesidir; kamu yardımı gelene kadar geçen sürede ilk iki halka çalışır.
Japonya’daki Türk toplumu için ne değişti
2023 depremleri, Japonya’daki Türk toplumu içinde yardım örgütlenmesi deneyimini görünür kıldı. Bağış toplama, malzeme gönderimi ve bilgi akışı konusunda dernekler ve gönüllü gruplar hızla hareket etti. Bu deneyimden çıkarılacak birkaç kalıcı ders var.
Birincisi, kriz anında değil öncesinde kurulmuş yapıların işe yaramasıdır. İkincisi, bağış ve yardımın şeffaf kayıt altına alınmasının uzun vadede güveni koruduğudur. Üçüncüsü, Japonya’daki resmî kanallarla uyumlu çalışmanın, paralel ve dağınık girişimlere göre daha etkili olduğudur.
Dördüncüsü ve en kişisel olanı, kendi hanenizin hazırlığıdır. Yardım edebilmek için önce kendi güvenliğinizi sağlamış olmanız gerekir. Bunun somut adımlarını Japonya’da deprem ve afet hazırlığı dosyasında bulabilirsiniz; 1999’daki ilk büyük iş birliğinin arka planı için ise 1999 Marmara depremi ve Japonya dosyasına bakabilirsiniz.
Son olarak, afet haberlerini takip ederken kaynak seçimi önemlidir. Kriz anlarında doğrulanmamış bilgi hızla yayılır. Japonya’da resmî afet bilgisi için Meteoroloji Ajansı ve belediye kanalları, Türkiye tarafında ise ilgili resmî kurumlar esas alınmalıdır. Doğrulanmamış bir bilgiyi paylaşmamak da bir yardım biçimidir.
Japonya’daki afet iletişimini örnek almak
2023 depremleri sırasında Japonya’da yaşayan birçok kişi, bilgiye ulaşmakta zorlandı. Türkiye’deki durumu takip etmek ile Japonya’daki kanalları kullanmak farklı becerilerdir. Bu deneyimden çıkan pratik ders, iki ülkenin bilgi kanallarını önceden tanımaktır.
Japonya’da resmî afet bilgisi belirli kanallardan akar: Meteoroloji Ajansı uyarıları, belediye duyuru sistemleri, kamu yayıncısının acil yayınları ve doğrulanmış kurum hesapları. Bu kanalların hangi durumda hangi bilgiyi verdiğini bilmek, kriz anında zaman kazandırır.
Türkiye tarafında ise resmî kurumların açıklamaları esas alınmalıdır. Sosyal medyada hızla yayılan yardım çağrıları, doğrulanmadan paylaşıldığında kaynakların yanlış yönlendirilmesine yol açabilir. Bu, iyi niyetle yapılan bir hatanın nasıl zarar verebileceğinin tipik örneğidir.
Üçüncü bir başlık, ailenizle iletişimdir. Türkiye’deki yakınlarınızla önceden bir iletişim planı yapmak, hem onların hem sizin telaşınızı azaltır. Kimin kimi arayacağı, hangi uygulamanın kullanılacağı ve şebeke çöktüğünde ne yapılacağı önceden konuşulmalıdır.
Yardım etmek isteyen için sağlam yol
Afet sonrasında yardım etmek isteyen kişinin karşılaştığı ilk sorun, hangi kanalın güvenilir olduğudur. Genel kural şudur: kurumsal geçmişi olan, harcamalarını raporlayan ve saha erişimi belgelenebilen yapılara yönelin.
İkinci kural, ihtiyaç listesine uymaktır. Afet bölgesine gönderilen ve ihtiyaç dışı olan malzeme, lojistik yükü artırır ve depolama sorunu yaratır. Bu nedenle çoğu durumda nakdi destek, ayni destekten daha etkilidir.
Üçüncü kural, zamanlamadır. İlk haftalarda gelen ilgi hızla azalır, oysa ihtiyaç aylarca sürer. Yardımı zamana yaymak, tek seferlik bir katkıdan genellikle daha değerlidir.
Dördüncüsü, kendi çevrenizde doğru bilgiyi yaymaktır. Japonya’daki Türk toplumu içinde doğrulanmış bilgi dolaşımını sağlamak, doğrudan bir yardım biçimidir ve kimseye maliyeti yoktur.
Birincil kaynaklar
- JICA: uluslararası acil yardım ekipleri
- T.C. Dışişleri Bakanlığı: Türkiye-Japonya siyasi ilişkileri
- Kabine Ofisi Afet Yönetimi
Bu yazı genel bilgilendirmedir; kişiye özel göç, hukuk, vergi, yatırım, sigorta, sosyal güvenlik veya sağlık danışmanlığı değildir. Kurallar ve süreler değişebilir; güncel koşulu resmî kurum ve yetkili uzmanla doğrulayın.