Sanat ve Zanaat
Ukiyo-e: Tahta Baskının Dört Elden Üretimi ve Bugünkü Atölyeler
Ukiyo-e baskının yayıncı, ressam, oymacı ve basıcı arasındaki iş bölümü, kâğıt ve boya seçimi, sansür damgaları ve günümüzdeki atölye çalışması.
Ukiyo-e baskılar genellikle tek bir sanatçının eseri olarak anılır. Üretim gerçekte dört ayrı meslek grubunun ortak işidir.
Bu dosya, o iş bölümünü, kullanılan malzemeyi, baskının teknik sınırlarını ve geleneğin bugünkü durumunu anlatıyor.
Dört rol
Yayıncı, işin sahibidir. Konuyu belirler, masrafı üstlenir ve satışı örgütler.
Ressam, tasarımı ince kâğıda çizer. Bu çizim, baskının değil kalıbın kaynağıdır.
Oymacı, çizimi kiraz ağacı tahtasına yapıştırır ve çizgileri bırakarak çevresini oyar. Bu aşamada özgün çizim yok olur.
Basıcı, kalıbı mürekkepler ve kâğıtla buluşturur. Renk yoğunluğu ve geçişler bu aşamada belirlenir.
Dördü de eşit ölçüde belirleyicidir. Aynı tasarım, farklı basıcının elinde farklı görünür.
Kalıp tahtası
Kalıp için çoğunlukla dağ kirazı ağacı kullanılır. Dokusu ince ve sert olduğu için ayrıntılı oymaya uygundur.
Tahta, lifler baskı yüzeyine paralel olacak biçimde kesilir.
Her renk için ayrı bir kalıp gerekir. On renkli bir baskıda on ayrı tahta bulunur.
Kalıpların hizası, kenardaki çentik işaretleriyle sağlanır. Bu işaretin adı kentō’dur.
Hizalama hatası bir milimetreyi geçtiğinde baskı kullanılamaz. Bu, işin en zorlu bölümüdür.
Kâğıt
Baskıda uzun lifli washi kâğıdı kullanılır. Lif yapısı, nemlendirildiğinde yırtılmadan esnemesini sağlar.
Kâğıt, baskıdan önce ölçülü biçimde nemlendirilir. Fazla nem renkleri dağıtır, az nem emilimi azaltır.
Kâğıdın üretimi hakkında ayrıntı için washi kâğıt yapımı dosyasına bakılabilir.
Baskı sonrası kâğıt yavaş kurutulur. Hızlı kuruma buruşma yapar.
Boya ve baskı
Boyalar bitkisel ve mineral kaynaklıdır. Pirinç lapasıyla karıştırılarak tahtaya fırçayla sürülür.
Baskı bir presle değil, elle yapılır. Basıcı, bambu yaprağıyla sarılmış bir tamponu kâğıdın üzerinde gezdirir.
Bu tamponun adı baren’dir. Uygulanan basınç, renk yoğunluğunu doğrudan belirler.
Aynı kalıptan alınan iki baskı, basıncın farkı nedeniyle birbirinden ayırt edilebilir.
Renk geçişi
Gökyüzünde koyudan açığa geçen bantlar, ayrı bir kalıpla değil tek kalıpta yapılır.
Basıcı, boyayı tahtanın üzerine bir kenardan uygulayıp fırçayla dağıtır. Bu tekniğin adı bokashi’dir.
Geçiş her baskıda elle kurulduğu için baskılar arasında fark oluşur.
Bu nedenle bir serideki baskılar birebir kopya değildir.
Sansür ve damgalar
Edo döneminde basılı ürün denetime tabiydi. Yayın izni damgayla belgelenirdi.
Damganın biçimi dönemlere göre değişti. Bu değişim, bugün baskıların tarihlendirilmesinde kullanılır.
Bazı konular yasaklandı ve yayıncılar dolaylı anlatıma yöneldi. Bu kısıt, üslubu da etkiledi.
Damga, yayıncı mührü ve sanatçı imzası birlikte okunduğunda bir baskının kimliği büyük ölçüde belirlenir.
Tiraj ve fiyat
Ukiyo-e pahalı bir sanat nesnesi değildi. Kent halkının alabileceği fiyatta satılırdı.
Bir tasarımdan yüzlerce, tutan tasarımlardan binlerce baskı alınırdı.
Kalıp aşındıkça çizgiler kalınlaşır. Geç baskılar erken baskılardan farklıdır.
Kalıplar yeniden oyulur ya da başka yayıncıya satılırdı. Bu, aynı tasarımın farklı sürümlerini doğurdu.
Konular
Baskıların konuları kent hayatından gelir. Tiyatro oyuncuları, çayhane sahneleri, kahramanlık öyküleri ve manzaralar başlıca gruplardır.
Manzara serileri on dokuzuncu yüzyılda öne çıktı. Yol güzergâhları ve dağ görünümleri geniş ilgi gördü.
Tiyatro baskıları, kabuki sahnesi ve oyuncuları dünyasının reklam işlevini de görürdü.
Kuş ve çiçek baskıları ayrı bir tür oluşturur ve mevsim duyarlılığını taşır.
Korunma sorunu
Bitkisel boyaların bir bölümü ışıkta solar. Özellikle mor ve mavi tonları hızlı kaybolur.
Bu nedenle müzeler baskıları sürekli sergilemez. Sergileme süreleri sınırlıdır ve aydınlatma düşük tutulur.
Aynı baskının solmuş ve korunmuş kopyaları karşılaştırıldığında renk farkı belirgindir.
Kâğıdın asit içermeyen ortamda saklanması, uzun süreli korumanın temel koşuludur.
Bugünkü atölyeler
Tokyo ve Kyoto’da geleneksel yöntemle çalışan atölyeler bulunur.
Oymacı ve basıcı sayısı azdır. Her iki meslek de uzun çıraklık gerektirir.
Atölyeler hem eski tasarımların yeniden basımını hem güncel sanatçılarla yeni işleri üretir.
Bazı atölyeler ziyaretçiye açık gösterim yapar. Bu, mesleğin görünürlüğünü artırmak için tercih edilen yoldur.
Baskı satın alırken elde basım ile makine çoğaltımı arasındaki farkın sorulması yerinde olur.
Baskının dışarıya etkisi
On dokuzuncu yüzyılın ikinci yarısında Japon baskıları Avrupa’ya ulaştı.
Düz renk alanları, kesik kadraj ve yüksek bakış açısı, o dönemde Avrupa resminde alışılmış değildi.
Bu etkinin izleri afiş tasarımında ve baskı resimde görülür.
Japonya’da ise aynı dönemde fotoğraf ve makine baskısı yaygınlaşınca ukiyo-e’nin ticari zemini daraldı.
Gelenek, yirminci yüzyılda müze koleksiyonları ve sınırlı sayıda atölye eliyle sürdürüldü.
Bir baskıyı okumak
Bir baskıya bakarken önce kalıp çizgisinin keskinliğine bakılır. Bu, kalıbın yaşını gösterir.
Ardından renk geçişlerinin yumuşaklığı incelenir. Sert geçiş, aceleyle basılmış bir kopyaya işaret eder.
Kâğıdın arka yüzünde beliren renk, basıncın ve boyanın miktarını ele verir.
Kenar boşluklarındaki hizalama izleri, kalıp sayısını tahmin etmeye yarar.
Neden hâlâ önemli
Ukiyo-e, bir dönemin kent kültürünün en geniş görsel kaydıdır. Kıyafet, mimari, iş kolları ve manzara bu baskılardan okunur.
Teknik açıdan ise, elle yapılan renkli çoğaltmanın ulaştığı sınırı gösterir.
Geleneğin sürmesi, kalıp tahtası, kâğıt ve boya tedarikinin sürmesine bağlıdır. Bu zincirin her halkası ayrı bir zanaattır.
Birincil kaynaklar
Bu yazı genel bilgilendirmedir; kişiye özel göç, hukuk, vergi, yatırım, sigorta, sosyal güvenlik veya sağlık danışmanlığı değildir. Kurallar ve süreler değişebilir; güncel koşulu resmî kurum ve yetkili uzmanla doğrulayın.